Düşük Asit Oranı ve Önemi Nedir?

Zeytini bir meyve ve zeytinyağını ise o değerli meyvenin meyve suyu olarak nitelendirebiliriz. Nasıl ki meyve suyunu sıkarken, ne kadar taze ve sağlıklı bir meyve kullandığımız, meyve suyunun hem lezzeti, hem de içindeki vitaminleri ve mineralleri açısında önemlidir, zeytinyağı üretiminde de aynı kural geçerlidir. Zeytinler toplandıktan sonra sıkım işlemine aynı gün içinde hiç beklemeden geçilmesi, zeytinyağı üretiminde düşük asit oranına sahip olmanın ilk öncelikli şartıdır. Bununla birlikte, yere düşmüş veya bir süre bekletilerek okside olmuş zeytinlerin kullanımı zeytinyağının kalitesini doğrudan olumsuz şekilde etkileyen bir başka faktördür. Düşük asit oranına sahip kaliteli bir zeytinyağı üretiminde, zeytinlerin dalından toplanması ve aynı gün içinde sıkım işlemine geçilmesi en önemli hususlardan biridir. Dalından koptuğu andan itibaren fermantasyon başladığı için her geçen saat, zeytindeki asit oranını artırır ve oksitlenmeyi hızlandırır. Bekleme süresi arttıkça da zeytinin içindeki antioksidanlar ölmeye başlar.
Sağlığınız açısından en çok fayda görebileceğiniz zeytinyağı, asit oranı düşük olan zeytinyağıdır. Asit oranı ne kadar düşükse, zeytinyağının kalitesi ve sağlığa faydası da o kadar yüksek demektir. Bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve kolesterolü düşürmede çok daha etkili olduğu bilindiğinden dolayı, zeytinyağından en yüksek faydayı elde edebilmek için asit oranı düşük ürünleri tercih etmenizi tavsiye ederiz.

Paylaşın

Share on facebook
Share on linkedin
Share on twitter
Share on whatsapp
Share on email